izlenimler

“hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum”

“Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu.”

masumiyet müzesi

okyanusları aşmak

Sert yağmur damlalarının öğle güneşi altında saydamlaştığı, insanların ritmi yüksek bir şehirde öğle molasından geç dönmemek için adımlarını hızlandırdığı bir New York sonbaharı. Geniş caddenin bir köşesinde, trafik ışıklarının kendisi için yanmasını bekleyen bisiklet üzerinde bir adam. Haftanın yedi günü, yerin dört kat altında salata barına gidip tüm gün farklı dünya mutfaklarından çeşitli salatalar hazırlıyor.…

maviler içinde viyana

genç bir adam karlsplatz’da meydana bakan bir pencerenin önünde oturmuş, bir şeyler yazıyor. birkaç kadeh beyaz şarap içti. gözleri hafif dolu. öyle bir yer seçmiş ki kendine hem sokağı hem de kafenin kapısını görebiliyor. sanki tüm meydana hakim olmak ister gibi… birini bekliyor anlaşılan. ya da bir umudun peşinde, günlerdir, güneş battıkta sonra buraya sürükleniyor.…

sonsuz mavi deniz

Biblos, Lübnan. Bulutsuz kum rengi bir gökyüzü. Gün batımının bir saat öncesi. Bugün kasabada bir farklılık var. Diğer günlerden farklı olarak bugün, gökyüzünden bakıldığında, biri kolayca seçiliyor. Saçı sakalı birbirine karışmış. Duman renk keten pantolon giyen genç bir adam. Siyah bir sırt çantası ve bu sırt çantasının sağ askısında, o adım attıkça sallanan bir kamera.…

panjur

Kışın ilk günü. Bulutlu bir Yeniköy sabahı. Cadde ve sokaklarda pek kimse yok. Rengarenk ahşap köşkler ve yalılar, kendi iç yaşamının devinimiyle oradan oraya sürüklenen onlarca insanın umursamazlığına rağmen uzun yıllardır zamana meydan okuyor. Birçoğunun ön cephesinden ortak bir geçmişe tanık olmanın haklı gururu okunuyor. Dikkatli biri için, verdikleri mesaj açık ve net: “Kendi yaşamının…

dünyanın en masum insanı

Post-pandemi dünyası, ilişkilerin temellerinin daha sağlam atılacağı bir dünya olacak gibi duruyor. Tam kapanmalarla dolu 2020 yılı, insanlara diğer insanlarla kurduğu ilişkileri durup düşündürdüğü bir yıl oldu. Binlerce yıllık sanat tarihimiz, çok açık bir biçimde mevcut sosyal koşulların sanatın gidişatını nasıl etkileyeceğini gösterir nitelikte. Büyük Buhran’ı yaşamış Amerikalı ressam Edward Hopper’ın insan manzaralarının, izleyiciye aktardığı…

gün batımı

Bir otobüs yolculuğu sırasında gün batımının pencereyi, buğday tenli yüzünü, gözlerinin akını nasıl da bu denli güçle turuncuya boyadığını düşünüyordu. Güneş, turuncuya boyayamadığı kahverengi göz bebeğini, kumral saçlarının rengini nasıl da birkaç ton birden açmıştı o akşamüstü. Hayatını, emekli olduktan sonra doğup büyüdüğü şehre adayan, kalan yıllarının anlamını her gün mahallesindeki evlerin fotoğrafını çekip paylaşarak…

nedir yaşam

“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti. Daha ilk sayfalarındayken bile, kitabın gücünü öyle bir hissettim ki içimde, oturduğum masadan ve sandalyeden gövdemin kopup uzaklaştığını sandım. Ama gövdemin benden kopup uzaklaştığını sanmama rağmen, sanki bütün varlığım ve her şeyimle her zamankinden daha çok sandalyede ve masanın başındaydım ve kitap bütün etkisini yalnız ruhumda…

masa lambası ve gökyüzü

Sen, değerli okuyucu; anlatıcı ve kahraman bu hikâyede iç içe, bir DNA zinciri gibi milyonlarca bölgeden birbirine tutturulmuş, sarmal bir yapıda. Ben hangisiyim bilmiyorum, anlatıcı mıyım yoksa kahraman mıyım? İstemeden yaşamına şahit olup en özel anlarına konuk olduğum, aşağıdaki satırlarda anlatılan kişinin ben, Atakan ile hiçbir ilgisi yoktur ya da belki vardır bilmiyorum. Düşünüyorum, öyleyse…

joyce ile akşam yemeği

“but you, dear love, too dear to me”“ama sen, sevgilim, en sevgili bana” Joyce Bu dizeyi okuduğum an yüreğimin afyonu patladı sanki. Çok da uzak olmayacak bir zaman diliminde kalemimi boş sayfaların arasında gezdireceğimi anlamıştım bile. Ama o günün bu kadar yakınımda olacağını, Joyce’un beni bir yolculuğa çıkaracağını pek tabii tahmin edemedim. Joyce’un şiirlerini bir…

operada bir akşam

Sıcak bir yaz akşamında, bulunduğu köyün her akşamı sıcaktı gerçi, dostlarıyla bitmek bilmeyen tartışmalarına devam ederken sözü arkadaşının aldığı bir tartışmanın ortasında gözleri yavaş yavaş karşısındaki cılız ve çelimsiz palmiyenin üzerindeki asılı afişe doğru kaydı. Afişte şu cümleler yer alıyordu: “Açık hava sineması, her akşam saat 9’da, ücretsiz.” Gözlerini afişten almak istediyse de başaramadı, afişte…

Bir sorun oluştu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.


goodreads hesabım